Ara

Öğrenci Olarak Yeni Döneme Merhaba!




Yazın en sevdiğim özelliği özgürlüktür.

İstediğim zaman dışarı çıkıp arkadaşlarımla basketbol oynayabile düşüncesi bile beni aşırı heyecanlandırıyor.

''Yarına Matematik dersi için halletmem gereken bir ödev vardı ya POF!!'' diye düşünmek zorunda olmamak benim hayattan daha çok tat almamı sağlıyor.

Sanırım herkes böyle düşünerek hayattan tat alır. Beni bu durumdan ayıran herhangi birşey yok bence. Sınıfın en çalışkan kızı Ebru bile eminim 4 gün sonra okullar açılacak diye şimdiden bunalıma girmiştir. Öğzürlüğe o da alıştı ya, bizlere yüklenilecek olan sorumlulukları 3 hafta önceden dert etmeye başlayıp yaz tatilinin yarısını mahf etmiştir bizim kız.

Sahi ya, onu bile özledim. Okul, dersler, bazı öğretmenler çok sıkıcı olsa bile bizim sınıf,(Ebru ile birlikte bile!) okulun en efsane sınıfı bence!

Annemle birlikte geçen kırtasiyeye gittik. Defter, kalem hatta bir ara üzerinde futbol topu görseli olan bir sırt çantası almaya yeltendi ki ''Anne ben artık 8. sınıfa geçtim böyle şeyleri hayatta kullanmam!'' diye söylenerek durdurdum.

Bizim sınıfın havuç kafası Rıza kesin öyle birşey aldırmıştır annesine. Pazartesi sabahı ilk işim onun yeni futbol toplu çantası ile uğraşmak olacak.

Gerçi çok vakit de yok. Teneffüste topu alıp milleti toparlayana kadar zil çalıyor. Pof, yine kurallar, yine Eren önüne dön suslar, ödev kontrolleri, öğüt veren öğretmenler, gülümsemeyen müdürler bilmem neler neler neler...

Geçen bizim fenci Zehra hocanın Instagram hesabını stalklayım dedim. Kadın hiç durmadan Kuşadası-Çeşme arasında gezip durmuş. Her fotoğrafında yüzünde güller açıyor. Bizim sınıfa gelincede suratı resmen beş karış, sürekli ders kitabındaki metinleri okutuyor veya test çözdürüyor. Anlattığı dersi anlamayı bırak sevemiyorum. Konu ile ilgili kendi fikrimizi hiç sorduğu yok, bozuk plak gibi her sene anlattığı şeyleri tekrar edip duruyor. Bir sene boyunca onu şimdi onunla nasıl geçecek şimdi hiç bilmiyorum.

Okul başlamadan depresyona girdim bak şimdi yine of...

Keşke her öğretmen bizim ingilizceci Metin hoca gibi olsa. 6. sınıfa kadar ingilizceyi hiç sevmedim. Daha kendi dilimi cözememişken, elin gavurunun dilini nasıl çözeyim diye giriyordum derslere. Çözümü derste uyumakta buluyordum.

Sonra Metin hoca geldi. İlk dersinden itibaren bize hep gülümsedi. İlk başlarda anlam veremediğim etkinlikler, kartlar, videolar bilmem neler yaptırdı. Sınıfça yadırgadık, ama sonra alıştık.

Değişik bir şekilde Ingilizce dersinden önce heyecan duymaya başlıyordum. Okul resmen Metin hoca ile şenleniyor.

Belki ileride Ingilizce öğretmeni bile olmayı düşünebilirim. Bir fenci olmayacağım kesin ama!


Keşke hep çocuk kalabilseydik. İnsanlar büyüyünce sorumlulukların artacağını söyleyip duruyor. Bu sene birde şu seçme sınavı şeysi var.

Geçen dönem sonunda Metin hoca bize 8. sınıf olmanın korkulacak bir yanının olmadığını söylemişti. Kendi içimden ''Hocam onca konu onca testi siz değil biz çözeceğiz! Korkmayalım da ne yapalım!'' demiştim ki, hoca birden ''Kafanızın içerisinde bir çok ses çeşidi vardır çocuklar. Aralarından biri zayıf olan sestir. Zayıf olan sesiniz olmak istediğini yere giden yolculukta hareketlerinizi sınırlar. Güvende olmayı tercih eder. Hayatta yeni hedeflere varmak için çalışmak gerekir. Ama zayıf olan sesiniz güvende olmayı seçtiğinden, zaten yapamayacağınızı ve boşa çabalamanın gereksiz olduğunu söyler.'' demişti.

Ardından, ''Yüksek olan bir binaya çıkmak ve manzaranın keyfini çıkarmak istediğinizi biliyorum. Ama yüksekliğin sizi korkuttuğunu da biliyorum. Yanınızdayım, tek yapmanız gereken binaya tırmanırken yukarı bakmak değil, ilk adımı atıp sonra sonraki adamınıza bakmaktır.'' demişti.

Söyledikleri beni bütün yaz düşündürdü.

Sanırım Pazartesi günü Metin hocamın yanına gidip, ''Hocam ben hazırım, ilk adımı nasıl atıyoruz?'' diye soracağım.

Değerli öğretmenlerim, Girişimci Öğretmen E-Bültenin 3. sayısında 8. sınıf öğrencisi olan Ereni ve düşüncelerini ele almak istedim. Muhtemelen yazanlar size hiç yabancı gelmiyordur. Bu sayıda biz öğretmenlerin yeni dönem heyecanları, korkuları veya beklentileri olduğu kadar öğrencilerimizin korkuları heyecanları veya beklentilerinin olduğunu hep beraber hatırlayalım istedim.

Bazen farklı bir perspektiften bakarak ilk adımı artmak motivasyonumuzu yükseltir. Yeni dönemde sınıfımızın öğrencileri olan Rıza, Ebru veya Eren gibi öğrencileri ne kadar tanıdığımızı düşünmenin önemli olduğunu söyleyebileceğim kadar, kendimizide başkaların gözünden ölçmemiz gerekir.

Öğrencilerimizin gözünde bizler bir Zehra hoca mıyız? Yoksa Metin hoca mıyız?

Pazartesi günü artık yeni döneme merhaba diyeceğiz. Yeni başlangıçlar her zaman geriye en güzel hatıraları bırakır.


Eminim ki, bu başlangıcınız bir çok insanın hayatını önemli ölçüde değiştirecektir.

Hepsinin üstesinden geleceğimizden hiç şüphem yok.

Çünkü bizler eğitimciyiz ve fark yaratmak için doğduk!


Meliha AYDINER


141 görüntüleme
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now